Araçlar sayfası yayında! Yardımcılar, şifreleyiciler, çeviriciler ve web siteniz için ücretsiz araçlar!

Bulmaca Yardımcısı'nı denediniz mi?Bulmaca Yardımcısı'nı denediniz mi?

Türkçe Heceleyici'yi denediniz mi?

Türkçe Karakter Temizleyici'yi denediniz mi?

Bizi Twitter'dan takip edin

görme

görme

a. Görmek işi, rüyet: “İnsanın sözünün başkalarına ulaştığını, onlarla buluştuğunu görmesi gönendirici, güzel bir duygu.” -N. Meriç.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"görme" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

görme açısı

görme açısı

a. fiz. Bir cismin iki ucundan gelen ışınların gözün görme merkezinde meydana getirdiği açı.

 Güncel Türkçe Sözlük

görme alanı

görme alanı   İng. visual field 

Göz ve baş kımıldamadan görülebilen noktaların toplamı, bk. bakma alanı.

 BSTS / Aydınlatma Terimleri Sözlüğü 1973

görme alanının eşdeğer ışıklılığı

görme alanının eşdeğer ışıklılığı   İng. equivalent field luminance 

Verilmiş gözkamaşması koşulları ile ışıklılık ayırma eşiği aynı olan, ama gözkamaştırıcı olmayan bir görme alanının ışıklılığı.

 BSTS / Aydınlatma Terimleri Sözlüğü 1973

görme aygıtı

görme aygıtı   Osm. cihaz-ı basar 

(biyoloji)

 BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963

görme çaprazı

görme çaprazı   İng. chiasma opticum 

anat. N. opticus'ların, tuber cinereum'un önünde yapmış oldukları çapraz, kiyazma optikum.

 BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü

görme deliği

görme deliği   İng. foramen opticum 

anat. İçinden görme sinirinin geçtiği canalis opticus'un göz çukuruna açılış deliği, foramen optikum.

 BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü

görme ekseni

görme ekseni   İng. optic axis 

Göz yuvarlarının ön ve art kutuplarının merkez noktalarından geçen hat.

 BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü 1998

"görme ekseni" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

görme engelli

görme engelli

sf. Görme duyusu olmayan (kimse), görmez, gözsüz, kör, âmâ.

 Güncel Türkçe Sözlük

görme engellilik, -ği

görme engellilik, -ği

a. Görme engelli olma durumu, körlük, âmâlık.

 Güncel Türkçe Sözlük

görme genişliği

görme genişliği   İng. eye span 

Gözün bir saptama alanı içinde kapsadığı ve kavradığı yazılı gereçler. (Genel olarak harflerin sayısı ya da kapsayacağı yer genişliği ile ölçülür.)

 BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974

görme gözesi

görme gözesi

a. hay. b. Petek gözü oluşturan çok sayıda hücreden her biri.

 Güncel Türkçe Sözlük

görme güçlüğü

görme güçlüğü   İng. visual difficulty 

Gözlerin, özellikle okuma ve yazma sırasında görevini normal olarak yapamama durumu.

 BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü 1974

görme hücresi

görme hücresi

a. Görme gözesi.

 Güncel Türkçe Sözlük

görme kaynaşımı

görme kaynaşımı   İng. binocular fusion 

İki ayrı imgenin tek bir imge olarak kaynaştırılması.

 BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974

görme keskinliği

görme keskinliği   İng. visual acuity 

1. Nitel olarak: Birbirine çok yakın gibi görünen iki nesneyi ayrı algılayabilme yeteneği. 2. Nicel olarak: Birbirine çok yakın gibi görünen iki nesneyi (iki nokta ya da iki çizgi) gözün ayrı algılayabildiği en ufak açının dakika türünden değerinin tersi.

 BSTS / Aydınlatma Terimleri Sözlüğü 1973

"görme keskinliği" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

görme organı

görme organı   İng. organ of vision (visual organ) 

Göz, görme sinirleri ve beynin, ışık uyartısını, öznel karşılığı görsel algı olan sinirsel uyarmalar bütününe çeviren parçacıklarının topuna birden verilen ad.

 BSTS / Aydınlatma Terimleri Sözlüğü 1973

"görme organı" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

görme özürlü

görme özürlü   İng. visually handicapped 

Görme gücünde sınırlı yetersizliklerden başlayarak büsbütün körlüğe dek kaybı olan.

 BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974

görme özürü

görme özürü   İng. visual defect 

Gözde, göz sinirinde ya da beynin görsel alanında oluşan bir aksaklık nedeniyle tam olarak görememe durumu, bk. az gören, kör.

 BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü 1974

görme purpuru

görme purpuru

bk. rodopsin

 BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü 1998

görme siniri

görme siniri   İng. optic nerve 

Beyinden ikinci kafa çifti olarak çıkıp beynin frontal lobunun altında optik kiyazma yapan ve her bir gözün retinasına uzanan görme siniri.

 BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü 1998

"görme siniri" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

görme sürerliği

görme sürerliği   İng. persistance of vision 

Gözün ağ katmanının bir görüntüyü, uyarının kesilmesinden 1/16 sn. sonrasına değin koruyabilmesi.

 BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983

görme yatağı

görme yatağı   Fr. couche optique 

(zooloji)

 BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963

görme yatakları

görme yatakları   İng. optic tracts 

Gözü beynin görme merkezlerine bağlayan görme sinirlerinin ara beynin ventral bölgesinden düz ya da çapraz olarak geçtiği bölge.

 BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü 1998

"görme yatakları" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

görme yöntemi

görme yöntemi   İng. sight method 

Sözcük, cümlecik ve cümleleri, bireşim ya da çözüm işlemine baş vurmadan, birer bütün olarak tanıma ve söyleme ana kuralına dayanan bir okuma yöntemi.

 BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü 1974

görmece

görmece

zf. (gö'rmece) Görmek koşuluyla.

 Güncel Türkçe Sözlük

görmececil

görmececil   Fr. Entoptique 

 BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu

görmeç

görmeç   Fr. Dioptre 

 BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu 

"görmeç" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

görmeden kiralama

görmeden kiralama   İng. blind booking 

Sinema Filmin daha çevrilmekteyken ya da alıcı tarafından izlenmeksizin kiralanması.

 BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981

görmediğe (veya görmemişe) dönmek

görmediğe (veya görmemişe) dönmek

1) tam bir sağlığa kavuşmak; 2) başından geçmemiş gibi olmak: “Bir saniye içinde hasret ve firkati hiç görmemişe dönersiniz.” -R. N. Güntekin.

 Güncel Türkçe Sözlük