çatışmacı
a. Çatışma çıkaran kimse: “Sesi anlamlı, söyledikleri içtendi; bir iki yıl öncesinin sert, çatışmacı sesi değildi.” -B. Günel.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çatışma çıkaran kimse: “Sesi anlamlı, söyledikleri içtendi; bir iki yıl öncesinin sert, çatışmacı sesi değildi.” -B. Günel.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çatışmacının işi.
Güncel Türkçe SözlükKöpekler çiftleşmek.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüKöpekler çiftleşmek.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü(nsz, -le) 1. Birbirine çatmak veya çatılmak: “Ulu denizin üstünü çatışan, şimşeklenen kara bulutlar sardı.” -Y. Kemal. 2. Söz, iddia veya davranış birbirini tutmamak, birbirini çelmek, mütenakız olmak. 3. Karşılıklı vuruşmak. 4. Kavga etmek: “Fena hâlde sinirliyim; bugün muavin hanımla behemehâl çatışacağım.” -F. N. Çamlıbel. 5. Deve ve köpek çiftleşmek.
Güncel Türkçe Sözlüksf. 1. Çatışma olmayan. 2. zf. Çatışma olmadan.
Güncel Türkçe Sözlükzf. (çatışması'zca) Çatışmasız bir biçimde.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çatışma olmama durumu.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çatıştırabilmek işi.
Güncel Türkçe Sözlük(-i, -le) Çatıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çatıştırılmak işi.
Güncel Türkçe Sözlük(nsz) Çatıştırma işi yapılmak.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çatıştırmak işi.
Güncel Türkçe Sözlükİki kişiyi kavga ettirmek, birbirine düşürmek.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü(-i, -le) Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek.
Güncel Türkçe SözlükBuğday sapı yüklenecek kağnıda boyunduruğun yanlarına konan bir metre boyunda iki ağaç.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğüa. Çatıvermek işi.
Güncel Türkçe Sözlük(-i, -e) (çatı'vermek) Çabucak veya ansızın çatmak.
Güncel Türkçe SözlükBir çeşit sığır hastalığı.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğüçatıya ulaşmak.
Güncel Türkçe SözlükErzurum ili, Tekman ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Çorum ili, İskilip ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Samsun ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Çankırı ili, Kurşunlu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
a. 1. Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü: Tüfek çatkısı. 2. Sehpa. 3. Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ, kaşbastı: “Alnında, başı ağrıdığı vakitlerdeki gibi beyaz tülbentten bir çatkı vardı.” -Y. K. Karaosmanoğlu. 4. Bir işin bütününün veya parçalarının bir araya getirilmesinde uyulan yöntem.
Güncel Türkçe SözlükDekor panolara ve arka perdeleri için kullanılan kalın bez.
BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü 1983başına çatkı örtmek: “Yunan İzmir'e çıktığında kara bir çatkı çatmıştır ve çıkarmayacaktır işgal sona erene kadar.” -E. Atasü.
Güncel Türkçe SözlükTaşıtın iskeletini oluşturan, gövdenin altında, önden arkaya doğru uzanan ana kirişlerden her biri.
BSTS / Otomobilcilik ve Motor Bilgisi Terimleri 1980Çatkı kollarının önden arkaya olan uzunluğu.
BSTS / Otomobilcilik ve Motor Bilgisi Terimleri 1980Küçük ya da büyük bir çatkı (sehpa) üzerinde numaralar gösteren hokkabaz.
BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü 1983