çeliştirmek
(-i) Çelişme işini yaptırmak.
Güncel Türkçe Sözlük(-i) Çelişme işini yaptırmak.
Güncel Türkçe SözlükBaston, asa.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüÜstü açık, çalılarla ve taşlarla çevrilmiş ağıl.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüÜstü açık, çalılarla ve taşlarla çevrilmiş ağıl.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüÇelik çomak oyununda çeliği uzaklara yollamamak için korumak: Dur ben bir çelki getireyim.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüKışın en soğuk, yazın en sıcak günleri
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüÇelik çomak oyunu: Çocuklar çellek oynuyor.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüHayvanlar fazla yağlanarak ölmek.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüÇocukların çelik çomak oyununda kullandıkları küçük değnek.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğübk. holla
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüYünleri ip haline getirmeğe yarıyan ağaçtan yapılmış bir aygıt, kirman
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüÇoluk çocuk
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüAfacanlık, yaramazlık yapmak: Bu çocuklar hiç rahat durmaz sabahtan akşama kadar sokakta çellik yaparlar.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüFırlatmak: Çocuğu bi çellikledi, neredeyse öldürecekti.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüKısa çalı odunu.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüÇok ucuz alınan mal: Koyun çelliş geldi çirttim.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğüa. (çe'llo, l ince okunur) müz. Viyolonsel.
Güncel Türkçe SözlükÇoluk çocuk.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğüa. 1. Çelmek işi. 2. Birini yere düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma: “Bir itişme, bir bakışma, bir yanındakine çelme vurup öne geçme yarışıdır gidiyordu.” -Y. K. Karaosmanoğlu. 3. Arkadan hafifçe bağlanan baş örtüsü.
Güncel Türkçe Sözlük1) birini çelme ile yıkmaya çalışmak: “Ders aralarında ittikleri, çelme taktıkları da olurdu.” -Y. Atılgan. 2) mec. bir işi veya bir kimseyi baltalamak, gelişmesini engellemek: “Bana kanun ve hukuk yolundan çelme atılabilir mi?” -N. F. Kısakürek.
Güncel Türkçe SözlükÇocukların sopa ile oynadıkları oyun
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğüzf. (çe'lmece) Aklı karıştıracak biçimde: “Her ne söylerse çelmece söyler / Dertli derunumu delmece söyler” -Halk türküsü.
Güncel Türkçe SözlükHarman savrulurken, tanelerin üzerindeki çelmikleri yaba ile almak.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü(-i) 1. Ayak uzatarak birisini düşürmek. 2. Yolundan çevirmek, engel olmak, engellemek: “En tutulmaz penaltıları çeler ama bazen de bakarsın, bacak arasında en olmayacak golleri yerdi.” -H. Taner. 3. Örtü vb.ni örtünüp iki ucunu bağlamak. 4. Bir şeyin kenarını verev veya çapraz kesmek, çalmak. 5. sp. Topa gidiş yönünü değiştirecek biçimde vurmak. 6. mec. Kendi yanına çekmek, beğenisini, sevgisini kazanmak: Gönlümü çelen bir söz söyle. 7. mec. Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirine ters düşmek: Bu sözünüz deminkini çeliyor.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çelmelemek işi.
Güncel Türkçe Sözlük(-i) 1. Çelme takmak: “Hademelerden biri odaya lamba getirirken Mebrure bahçeye fırladı, birbirini çelmeleyen adımlarla, istediği hâlde koşmaya muvaffak olamayarak sokağa yürüdü.” -P. Safa. 2. mec. Bir iş veya kimseyi engellemek. 3. mec. Bir işi baltalamak.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çelmelenme işi.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çelmelenmek işi.
Güncel Türkçe Sözlük(nsz) 1. Çelme takılmak. 2. mec. Bir iş veya kimse engellenmek, baltalanmak: “Gene kötüler ve kötülükler vardı, gene iyi, seven ve sevilen çelmeleniyordu, engelleniyordu.” -T. Buğra.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çelmeleyebilmek işi.
Güncel Türkçe Sözlük