Araçlar sayfası yayında! Yardımcılar, şifreleyiciler, çeviriciler ve web siteniz için ücretsiz araçlar!

Bulmaca Yardımcısı'nı denediniz mi?Bulmaca Yardımcısı'nı denediniz mi?

Türkçe Heceleyici'yi denediniz mi?

Türkçe Karakter Temizleyici'yi denediniz mi?

Bizi Twitter'dan takip edin

çeliştirmek

çeliştirmek

(-i) Çelişme işini yaptırmak.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"çeliştirmek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çeliyh

çeliyh

Baston, asa.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 

"çeliyh" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çelke

çelke

Üstü açık, çalılarla ve taşlarla çevrilmiş ağıl.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 

"çelke" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çelki

çelki

Üstü açık, çalılarla ve taşlarla çevrilmiş ağıl.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 

"çelki" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çelki getirmek

çelki getirmek

Çelik çomak oyununda çeliği uzaklara yollamamak için korumak: Dur ben bir çelki getireyim.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çelle

çelle

Kışın en soğuk, yazın en sıcak günleri

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çellek

çellek

Çelik çomak oyunu: Çocuklar çellek oynuyor.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 

"çellek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çellemek

çellemek

Hayvanlar fazla yağlanarak ölmek.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 

"çellemek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çellig

çellig

Çocukların çelik çomak oyununda kullandıkları küçük değnek.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çelligh

çelligh

bk. holla

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çellik

çellik

Yünleri ip haline getirmeğe yarıyan ağaçtan yapılmış bir aygıt, kirman

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 

"çellik" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çellik cücük

çellik cücük

Çoluk çocuk

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çellik yapmak

çellik yapmak

Afacanlık, yaramazlık yapmak: Bu çocuklar hiç rahat durmaz sabahtan akşama kadar sokakta çellik yaparlar.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çelliklemek

çelliklemek

Fırlatmak: Çocuğu bi çellikledi, neredeyse öldürecekti.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çellime

çellime

Kısa çalı odunu.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çelliş

çelliş

Çok ucuz alınan mal: Koyun çelliş geldi çirttim.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çello

çello    İt. cello 

a. (çe'llo, l ince okunur) müz. Viyolonsel.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"çello" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çello cillo

çello cillo

Çoluk çocuk.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çelme

çelme

a. 1. Çelmek işi. 2. Birini yere düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma: “Bir itişme, bir bakışma, bir yanındakine çelme vurup öne geçme yarışıdır gidiyordu.” -Y. K. Karaosmanoğlu. 3. Arkadan hafifçe bağlanan baş örtüsü.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"çelme" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çelme atmak (veya takmak veya vurmak)

çelme atmak (veya takmak veya vurmak)

1) birini çelme ile yıkmaya çalışmak: “Ders aralarında ittikleri, çelme taktıkları da olurdu.” -Y. Atılgan. 2) mec. bir işi veya bir kimseyi baltalamak, gelişmesini engellemek: “Bana kanun ve hukuk yolundan çelme atılabilir mi?” -N. F. Kısakürek.

 Güncel Türkçe Sözlük

çelme çelik

çelme çelik

Çocukların sopa ile oynadıkları oyun

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çelmece

çelmece

zf. (çe'lmece) Aklı karıştıracak biçimde: “Her ne söylerse çelmece söyler / Dertli derunumu delmece söyler” -Halk türküsü.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"çelmece" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çelmek çelmek

çelmek çelmek

Harman savrulurken, tanelerin üzerindeki çelmikleri yaba ile almak.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çelmek, -er

çelmek, -er

(-i) 1. Ayak uzatarak birisini düşürmek. 2. Yolundan çevirmek, engel olmak, engellemek: “En tutulmaz penaltıları çeler ama bazen de bakarsın, bacak arasında en olmayacak golleri yerdi.” -H. Taner. 3. Örtü vb.ni örtünüp iki ucunu bağlamak. 4. Bir şeyin kenarını verev veya çapraz kesmek, çalmak. 5. sp. Topa gidiş yönünü değiştirecek biçimde vurmak. 6. mec. Kendi yanına çekmek, beğenisini, sevgisini kazanmak: Gönlümü çelen bir söz söyle. 7. mec. Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirine ters düşmek: Bu sözünüz deminkini çeliyor.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"çelmek, -er" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çelmeleme

çelmeleme

a. Çelmelemek işi.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"çelmeleme" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çelmelemek

çelmelemek

(-i) 1. Çelme takmak: “Hademelerden biri odaya lamba getirirken Mebrure bahçeye fırladı, birbirini çelmeleyen adımlarla, istediği hâlde koşmaya muvaffak olamayarak sokağa yürüdü.” -P. Safa. 2. mec. Bir iş veya kimseyi engellemek. 3. mec. Bir işi baltalamak.

 Güncel Türkçe Sözlük

çelmeleniş

çelmeleniş

a. Çelmelenme işi.

 Güncel Türkçe Sözlük

çelmelenme

çelmelenme

a. Çelmelenmek işi.

 Güncel Türkçe Sözlük

çelmelenmek

çelmelenmek

(nsz) 1. Çelme takılmak. 2. mec. Bir iş veya kimse engellenmek, baltalanmak: “Gene kötüler ve kötülükler vardı, gene iyi, seven ve sevilen çelmeleniyordu, engelleniyordu.” -T. Buğra.

 Güncel Türkçe Sözlük

çelmeleyebilme

çelmeleyebilme

a. Çelmeleyebilmek işi.

 Güncel Türkçe Sözlük