çakıl taşları
bk. portakal kabuğumsu görüntü.
BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü 1972bk. portakal kabuğumsu görüntü.
BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü 1972a. Çakıl taşı ile döşenmiş yol: “Kayaların kenarından, bir çakıl yol hafifçe yükselir, onun bulunduğu geniş meydanlığa varırdı.” -S. F. Abasıyanık.
Güncel Türkçe SözlükMeyve çok bol olmak: Bu yıl meyveler çakıla galdı.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğüa. Çakılabilmek işi.
Güncel Türkçe Sözlük(nsz) Çakılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çakılayazmak işi.
Güncel Türkçe Sözlük(nsz) (çakıla'yazmak) Çakılır gibi olmak.
Güncel Türkçe SözlükÇakıllı toprak.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüÇok sık anlamında kullanılır.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğüa. 1. Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça. 2. Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı. 3. Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik.
Güncel Türkçe Sözlük1. Terbiyesiz. 2. Geçimsiz. 3. Pis, kirli, dağınık.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüTaşlı un.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğüa. Çakıldamak işi.
Güncel Türkçe Sözlük(nsz) Sürtünen, yuvarlanan çakıl taşları gibi ses çıkarmak.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çakıldatmak işi.
Güncel Türkçe Sözlük(-i) Çakıldama işini yaptırmak.
Güncel Türkçe SözlükDeğirmende buğdayın bittiğini haber veren bir aygıt.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüArdahan ili, Çayırbaşı bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
bk. çakıldak (III)
Tarama Sözlüğü 1965Şakırtı, takırtı
Tarama Sözlüğü 1965sf. 1. Çivi, kazık vb. bir şeyle tutturulmuş: “Duvara çakılı büyük rakkaslı saati tamire götüren hademe, Reşat'ın omzuna adamakıllı bindirmiş.” -Y. Z. Ortaç. 2. Çakılmış, bir şeye bağlı: “Genç kadın forsaların çakılı bulunduğu oturak dairesini görmeyi merak ediyordu.” -F. F. Tülbentçi. 3. Yeri değişmez, sabit: “Gülnaz için için ağlıyor, gözleri hep öyle döşemeye çakılı.” -E. Işınsu.
Güncel Türkçe Sözlük1) yerini veya biçimini değiştirmeden durmak; 2) iz bırakmak: “O günkü sözleri çakılı kaldı bende.” -N. Cumalı.
Güncel Türkçe SözlükBir E kümesi üzerindeki bir f : E E işlevi için, f (x) = x eşitliğini gerçekleyen (...)noktası. (…)
BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü 1983(…)
BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü 1983Çakıl yatağı, taşlı tarla.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğübir yerde uzun süre hareketsiz kalmak: “Bir arıza yapsa araba çakılıp kalacağız.” -Ç. Altan.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çakılma işi.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çakılıvermek işi.
Güncel Türkçe Sözlük(nsz, -e) (çakılı'vermek) Çabucak veya ansızın çakılmak.
Güncel Türkçe Sözlük