Araçlar sayfası yayında! Yardımcılar, şifreleyiciler, çeviriciler ve web siteniz için ücretsiz araçlar!

Bulmaca Yardımcısı'nı denediniz mi?Bulmaca Yardımcısı'nı denediniz mi?

Türkçe Heceleyici'yi denediniz mi?

Türkçe Karakter Temizleyici'yi denediniz mi?

Bizi Twitter'dan takip edin

çocukcul

çocukcul   Fr. Puéril 

 BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu

çocukça

çocukça

sf. 1. Çocuğa yakışan, çocuk gibi: “Bu, çocukça bir saplantı değildi.” -A. Kutlu. 2. zf. (çocu'kça) Çocuğa yakışır bir biçimde.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocukçu

çocukçu

a. hlk. Çocuk doktoru.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocukla çocuk, büyükle büyük olmak

çocukla çocuk, büyükle büyük olmak

içinde bulunulan yere veya çevredeki insanlara uymak.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocuklama

çocuklama

a. Çocuklamak işi.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocuklamak

çocuklamak

(nsz) Doğurmak, dünyaya getirmek.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"çocuklamak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çocuklar bölümü

çocuklar bölümü   İng. children's department 

Halk kitaplıklarında, çocuklara ayrılmış bölüm. a. bk. yetişkinler bölümü.

 BSTS / Kitaplıkbilim Terimleri Sözlüğü 1974

çocuklar!

çocuklar!

tkz. “arkadaşlar!” anlamında kullanılan bir seslenme sözü.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"çocuklar!" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

Çocukların Haçlı Seferi

Çocukların Haçlı Seferi   İng.Children's Crusade Fr.croisade des enfants 

 Uluslararası İlişkiler Terimleri Kılavuzu

çocuklaşabilme

çocuklaşabilme

a. Çocuklaşabilmek işi.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocuklaşabilmek

çocuklaşabilmek

(nsz) Çocuklaşma olasılığı bulunmak.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocuklaşma

çocuklaşma

a. Çocuklaşmak işi.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocuklaşmak

çocuklaşmak

(nsz) 1. Çocuk gibi davranışlarda bulunmak: “Yüzündeki değişikliklerde, dinlerken âdeta çocuklaştığını görüyordu adamın.” -N. Cumalı. 2. Çocuğa benzer durum almak: “Konuştukça dağılan yüzünü, giderek çocuklaşmış sesini toparlıyor.” -M. Mungan.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocuklaştırma

çocuklaştırma

a. Çocuklaştırmak işi.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocuklaştırmak

çocuklaştırmak

(-i) Çocuklaşmasına yol açmak: “Yatağımda ve iç gömleğimde beni çocuklaştıran, gençleştiren biricik koku lavanta çiçeklerinin kokusudur.” -N. Hikmet.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocuklu

çocuklu

sf. Çocuğu olan: “O da eski karısından iki veya üç çocuklu bir duldu.” -F. R. Atay.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocuklug

çocuklug

Çocukluk

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çocukluğu tutmak

çocukluğu tutmak

çocuksu davranışlarda bulunmak.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocukluk anısı yitimi

çocukluk anısı yitimi   İng. infantile amnesia 

Yaşamın ilk yılları ve erken çocuklukla ilgili yaşantıların düzgülü olarak unutulması.

 BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974

çocukluk bunaması

çocukluk bunaması   İng. dementia infantilis 

Beyin hücrelerinin bir parçasının körleşmesine yol açan ve üç yaşlarında konuşma yeteneğinin hızla yitirilmesi biçiminde ortaya çıkan soysuzlaşma ile ilgili bir hastalık.

 BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974

çocukluk cinselliği

çocukluk cinselliği   İng. infantile sexuality 

(Freud) Bebeklik ve çocukluk döneminde olan canlıların bilinçli ya da bilinçsiz düzeydeki cinsel duygu ve davranışları.

 BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974

çocukluk çağı

çocukluk çağı   İng. childhood 

Süt çağı bitiminden erginlik başlangıcına değin süren yaşam dönemi.

 BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü 1974

çocukluk erkliliği

çocukluk erkliliği   İng. infantile omnipotence 

(Freud) Küçük çocukların bütün dilek ve isteklerinin doyurulmasını istemeleri ve beklemeleri.

 BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974

çocukluk etmek

çocukluk etmek

1) çocukça davranışlarda bulunmak; 2) gereği gibi düşünmeden deneyimsizce davranmak: “Çocukluk etme, Halis, âlemin kulağına gider. Sonra büyük dedikodu olur.” -H. R. Gürpınar.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocukluk karmaşası

çocukluk karmaşası   İng. infantile complex 

Kişinin duygu ve davranışlarının çocukluk çağındakilere benzemesi ve gelişimin cinsellik öncesi bir noktaya takılıp kalmasından ileri gelen, yetişkinlerle ilgili hastalıklı duygu durumu.

 BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974

çocukluk, -ğu

çocukluk, -ğu

a. 1. Çocuk olma durumu: “Çocukluktan çıkmadığınız için dikkatiniz çapari gibidir.” -A. Kutlu. 2. İnsan hayatının bebeklikle ergenlik arasındaki dönemi: “Manasız çocukluk, tatsız gençlik, olgunluk çağına hazırlanmaktan başka nedir?” -A. Haşim. 3. mec. Çocukça davranış: “Onun nazını çekerek bütün çocukluklarına katlanıyorum.” -A. H. Tanpınar.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"çocukluk, -ğu" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çocukluyanış

çocukluyanış

Çocuğu stilize eden bir çul motifi. (Saçıkara *İslahiye -Gaziantep)

 BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü 1976

çocuksanlılık

çocuksanlılık   İng. teknonymy 

Bir baba ya da anneyi çocuğunun adıyla çağırma geleneği.

 BSTS / Toplumbilim Terimleri 1975

çocuksu

çocuksu

sf. 1. Çocuk gibi, çocukça olan, çocuğa benzeyen: “Annesinin tesiri altında kalır, biraz çocuksu gözleriyle yangından korkar, her türlü korkusunu gizlemek dilermiş.” -A. Ş. Hisar. 2. zf. Çocuğa benzer bir biçimde: “Filvaki bu genç kız, fikirlerini biraz daha çocuksu anlatıyor.” -R. H. Karay.

 Güncel Türkçe Sözlük

çocuksu biçem

çocuksu biçem   Fr. style mièvre 

Çocukça sayılabilecek bol sıfatlarla zenginleştirilmeye uğraşılmış tatsız bir anlatım biçimi, bk. biçem.

 BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü 1974