çocukça
sf. 1. Çocuğa yakışan, çocuk gibi: “Bu, çocukça bir saplantı değildi.” -A. Kutlu. 2. zf. (çocu'kça) Çocuğa yakışır bir biçimde.
Güncel Türkçe Sözlükçocukçu
a. hlk. Çocuk doktoru.
Güncel Türkçe Sözlükçocukla çocuk, büyükle büyük olmak
içinde bulunulan yere veya çevredeki insanlara uymak.
Güncel Türkçe Sözlükçocuklama
a. Çocuklamak işi.
Güncel Türkçe Sözlükçocuklamak
(nsz) Doğurmak, dünyaya getirmek.
Güncel Türkçe Sözlükçocuklar bölümü
Halk kitaplıklarında, çocuklara ayrılmış bölüm. a. bk. yetişkinler bölümü.
BSTS / Kitaplıkbilim Terimleri Sözlüğü 1974çocuklar!
tkz. “arkadaşlar!” anlamında kullanılan bir seslenme sözü.
Güncel Türkçe SözlükÇocukların Haçlı Seferi
çocuklaşabilme
a. Çocuklaşabilmek işi.
Güncel Türkçe Sözlükçocuklaşabilmek
(nsz) Çocuklaşma olasılığı bulunmak.
Güncel Türkçe Sözlükçocuklaşma
a. Çocuklaşmak işi.
Güncel Türkçe Sözlükçocuklaşmak
(nsz) 1. Çocuk gibi davranışlarda bulunmak: “Yüzündeki değişikliklerde, dinlerken âdeta çocuklaştığını görüyordu adamın.” -N. Cumalı. 2. Çocuğa benzer durum almak: “Konuştukça dağılan yüzünü, giderek çocuklaşmış sesini toparlıyor.” -M. Mungan.
Güncel Türkçe Sözlükçocuklaştırma
a. Çocuklaştırmak işi.
Güncel Türkçe Sözlükçocuklaştırmak
(-i) Çocuklaşmasına yol açmak: “Yatağımda ve iç gömleğimde beni çocuklaştıran, gençleştiren biricik koku lavanta çiçeklerinin kokusudur.” -N. Hikmet.
Güncel Türkçe Sözlükçocuklu
sf. Çocuğu olan: “O da eski karısından iki veya üç çocuklu bir duldu.” -F. R. Atay.
Güncel Türkçe Sözlükçocuklug
Çocukluk
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğüçocukluğu tutmak
çocuksu davranışlarda bulunmak.
Güncel Türkçe Sözlükçocukluk anısı yitimi
Yaşamın ilk yılları ve erken çocuklukla ilgili yaşantıların düzgülü olarak unutulması.
BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974çocukluk bunaması
Beyin hücrelerinin bir parçasının körleşmesine yol açan ve üç yaşlarında konuşma yeteneğinin hızla yitirilmesi biçiminde ortaya çıkan soysuzlaşma ile ilgili bir hastalık.
BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974çocukluk cinselliği
(Freud) Bebeklik ve çocukluk döneminde olan canlıların bilinçli ya da bilinçsiz düzeydeki cinsel duygu ve davranışları.
BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974çocukluk çağı
Süt çağı bitiminden erginlik başlangıcına değin süren yaşam dönemi.
BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü 1974çocukluk erkliliği
(Freud) Küçük çocukların bütün dilek ve isteklerinin doyurulmasını istemeleri ve beklemeleri.
BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974çocukluk etmek
1) çocukça davranışlarda bulunmak; 2) gereği gibi düşünmeden deneyimsizce davranmak: “Çocukluk etme, Halis, âlemin kulağına gider. Sonra büyük dedikodu olur.” -H. R. Gürpınar.
Güncel Türkçe Sözlükçocukluk karmaşası
Kişinin duygu ve davranışlarının çocukluk çağındakilere benzemesi ve gelişimin cinsellik öncesi bir noktaya takılıp kalmasından ileri gelen, yetişkinlerle ilgili hastalıklı duygu durumu.
BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974çocukluk, -ğu
a. 1. Çocuk olma durumu: “Çocukluktan çıkmadığınız için dikkatiniz çapari gibidir.” -A. Kutlu. 2. İnsan hayatının bebeklikle ergenlik arasındaki dönemi: “Manasız çocukluk, tatsız gençlik, olgunluk çağına hazırlanmaktan başka nedir?” -A. Haşim. 3. mec. Çocukça davranış: “Onun nazını çekerek bütün çocukluklarına katlanıyorum.” -A. H. Tanpınar.
Güncel Türkçe Sözlükçocukluyanış
Çocuğu stilize eden bir çul motifi. (Saçıkara *İslahiye -Gaziantep)
BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü 1976çocuksanlılık
Bir baba ya da anneyi çocuğunun adıyla çağırma geleneği.
BSTS / Toplumbilim Terimleri 1975çocuksu
sf. 1. Çocuk gibi, çocukça olan, çocuğa benzeyen: “Annesinin tesiri altında kalır, biraz çocuksu gözleriyle yangından korkar, her türlü korkusunu gizlemek dilermiş.” -A. Ş. Hisar. 2. zf. Çocuğa benzer bir biçimde: “Filvaki bu genç kız, fikirlerini biraz daha çocuksu anlatıyor.” -R. H. Karay.
Güncel Türkçe Sözlükçocuksu biçem
Çocukça sayılabilecek bol sıfatlarla zenginleştirilmeye uğraşılmış tatsız bir anlatım biçimi, bk. biçem.
BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü 1974
Bulmaca Yardımcısı'nı denediniz mi?
