çale
Olmamış meyve.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüOlmamış meyve.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüKumsal toprak: Çaleli toprak iyi bağ yetiştirir.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüEnsesinden yakalamak.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüEl yüz yıkamak ya da yıkanmak amacıyla yerde yapılmış çamur ya da beton çukur. (Küllük *Iğdır -Kars)
BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü 1976bk. çalışdırmak
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğübk. çalışmak
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüSayım, hayvan sayımı.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüYoğurt mayası.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüÇağlayan.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüMeyve tam olgunlaşmak.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüSuyun akıntılı yeri.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüBir an, bir ara.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüKarışık, bozuk: Hava çalgarış.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüHemen arayıp yakalama (hk.).
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüTelaşla dolaşmak.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğübk. calgavuş (II)
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüGeveze.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğübk. çalği
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüYoğurt mayası.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüKapı mandalı.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğüa. müz. 1. Müzik aleti, çalgı aleti, enstrüman. 2. Çalgı çalma, müzik: “Sokağın dibinde çalgı sesleri işiterek birkaç adım ilerledi.” -P. Safa. 3. Müzik topluluğu: “Çalgı, yerine geçmiş oturmuştu.” -E. E. Talu.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çalgı.
Güncel Türkçe SözlükBüyük tiyatrolardaki çalgıların denetlendiği ve onarıldığı bölüm.
BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü 1983zf. Çalgılı, neşeli ve gürültülü bir biçimde: Çalgı çağanak bir hayli eğlendik.
Güncel Türkçe Sözlükbir müzik aletini kullanmak: “Şu evde ne zaman iki tel çalgı çalsak mahalleli söylemediğini bırakmıyor.” -P. Safa.
Güncel Türkçe SözlükÇalgıların korunup saklandığı yer.
BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü 1983a. Tırpan.
Güncel Türkçe Sözlük