Araçlar sayfası yayında! Yardımcılar, şifreleyiciler, çeviriciler ve web siteniz için ücretsiz araçlar!

Bulmaca Yardımcısı'nı denediniz mi?Bulmaca Yardımcısı'nı denediniz mi?

Türkçe Heceleyici'yi denediniz mi?

Türkçe Karakter Temizleyici'yi denediniz mi?

Bizi Twitter'dan takip edin

çalkanı çalkanı yürümek

çalkanı çalkanı yürümek

bk. çalkanmak

 Tarama Sözlüğü 1965

çalkanış

çalkanış

a. Çalkanma işi.

 Güncel Türkçe Sözlük

çalkanma

çalkanma

a. Çalkanmak işi: “Mehtap âlemiyle bütün Boğaziçi'nin çalkanmasına rağmen bu gecenin bir saz gecesi olacağını mutlaka herkes işitmiş olamazdı.” -A. Ş. Hisar.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"çalkanma" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çalkanmak

çalkanmak

(nsz) 1. Çalkama işine konu olmak. 2. Deniz, göl dalgalanmak: “Bu loş ve serin salonların altında Haliç'in denizliğini unutmuş, uslu suyu çalkanır.” -B. R. Eyuboğlu. 3. mec. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak. 4. mec. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak: “Herkes, her şey bir bahar sevinci içinde çalkanır durur.” -H. Taner.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"çalkanmak" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çalkantı

çalkantı

a. 1. Deniz ve gölde dalgalanma: “Kaptan, gemiyi ağzına kadar doldurmuş, gemi yan yatmış, bir deniz çalkantısıyla alabora olmuş.” -N. Hikmet. 2. Çalkanmış şey. 3. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp. 4. mec. Coşku: “Lodos rüzgârı es esebildiğine / Dinmesin gönlümdeki çalkantı” -B. Necatigil. 5. mec. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum: “Beraat etmen büyük çalkantı yaratır basında.” -Ç. Altan.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"çalkantı" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çalkantı genliği (ışıksal yeğinliğin)

çalkantı genliği (ışıksal yeğinliğin)

bk. dalgalılık.

 BSTS / Aydınlatma Terimleri Sözlüğü 1973

çalkantı sacı

çalkantı sacı

a. den. Dip tankında bulunan sıvının hareketini yavaşlatan metal perde.

 Güncel Türkçe Sözlük

çalkantı sesi

çalkantı sesi   İng. tinkling sound 

Özellikle perikarditis travmatikada dinleme sırasında veya karın boşluğunda sıvı bulunduğunda karnın alt 1/3’ünde yapılan sallama-öskültasyonunda alınan ses. İçi yarıya kadar dolu testinin sallanmasında çıkan ses veya yayık sesine benzer ses.

 BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü

çalkantılı

çalkantılı

sf. 1. Çalkantısı olan: “Dar boğazda deniz gece gündüz çalkantılıdır.” -A. Erhat. 2. mec. Düzensiz, karmakarışık: “Oldukça çalkantılı günler geçirdi, isteklerinin çoğunu gerçekleştirecek zaman bulamadı.” -T. Uyar.

 Güncel Türkçe Sözlük

çalkantılı akım

çalkantılı akım   İng. turbulent flow 

Karışık akım.

 BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü

çalkantılı çöküntü

çalkantılı çöküntü   İng. agitated depression 

Yerinde duramayan aşırı bir etkinlik, umutsuzluk, kaygı ve kendini suçlandırma kuruntularından oluşmuş bir ruh hastalığı.

 BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974

çalkantısız

çalkantısız

sf. Çalkantısı olmayan: Çalkantısız deniz.

 Güncel Türkçe Sözlük

çalkap

çalkap

Bir anda, hemen.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 

"çalkap" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çalkap etmek

çalkap etmek

Kapıp kaçmak, elinden almak.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çalkap görmek

çalkap görmek

Bir ara görmek, dikkat etmeden bakmak.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çalkar

çalkar

a. hlk. Tahıl tanesini yabancı nesnelerden seçmeye veya tohumlukta kullanılacak tahılı ayırmaya yarayan döner kalburlu araç, çalkağı, çalkak.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"çalkar" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çalkara

çalkara

Su kenarındaki kaynak.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 

"çalkara" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çalkatma

çalkatma

a. Çalkatmak işi.

 Güncel Türkçe Sözlük

çalkatmak

çalkatmak

(-i, -e) Çalkama işini yaptırmak.

 Güncel Türkçe Sözlük

çalkatora

çalkatora

Sayım, hayvan sayımı.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çalkatura

çalkatura

1. Sayım, hayvan sayımı. 2. Dolaşıp aramak.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çalkaturacı

çalkaturacı

1. Etrafı karıştıran adam. 2. Hayvan sayımı yapan adam.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çalkava

çalkava

Buğday selektörü (Yağmurlu Büyükoba)

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çalkavur

çalkavur

Dolaşıp aramak.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çalkavuş

çalkavuş

Aceleci, sabırsız.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çalkay

çalkay

Pamuk kozalarını ayıklayan makina.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 

"çalkay" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çalkaya

çalkaya

Çalılık ve kayalık yer.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 

"çalkaya" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çalkayacak

çalkayacak

Geniş ağızlı ve büyük çömlek.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

çalkayıcı

çalkayıcı   İng. agitator 

Sinema Çalkama işini sağlayan araç.

 BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981

"çalkayıcı" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

çalkayış

çalkayış

a. Çalkama işi.

 Güncel Türkçe Sözlük