çalkanı çalkanı yürümek
bk. çalkanmak
Tarama Sözlüğü 1965bk. çalkanmak
Tarama Sözlüğü 1965a. Çalkanma işi.
Güncel Türkçe Sözlüka. Çalkanmak işi: “Mehtap âlemiyle bütün Boğaziçi'nin çalkanmasına rağmen bu gecenin bir saz gecesi olacağını mutlaka herkes işitmiş olamazdı.” -A. Ş. Hisar.
Güncel Türkçe Sözlük(nsz) 1. Çalkama işine konu olmak. 2. Deniz, göl dalgalanmak: “Bu loş ve serin salonların altında Haliç'in denizliğini unutmuş, uslu suyu çalkanır.” -B. R. Eyuboğlu. 3. mec. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak. 4. mec. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak: “Herkes, her şey bir bahar sevinci içinde çalkanır durur.” -H. Taner.
Güncel Türkçe Sözlüka. 1. Deniz ve gölde dalgalanma: “Kaptan, gemiyi ağzına kadar doldurmuş, gemi yan yatmış, bir deniz çalkantısıyla alabora olmuş.” -N. Hikmet. 2. Çalkanmış şey. 3. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp. 4. mec. Coşku: “Lodos rüzgârı es esebildiğine / Dinmesin gönlümdeki çalkantı” -B. Necatigil. 5. mec. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum: “Beraat etmen büyük çalkantı yaratır basında.” -Ç. Altan.
Güncel Türkçe Sözlükbk. dalgalılık.
BSTS / Aydınlatma Terimleri Sözlüğü 1973a. den. Dip tankında bulunan sıvının hareketini yavaşlatan metal perde.
Güncel Türkçe SözlükÖzellikle perikarditis travmatikada dinleme sırasında veya karın boşluğunda sıvı bulunduğunda karnın alt 1/3’ünde yapılan sallama-öskültasyonunda alınan ses. İçi yarıya kadar dolu testinin sallanmasında çıkan ses veya yayık sesine benzer ses.
BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğüsf. 1. Çalkantısı olan: “Dar boğazda deniz gece gündüz çalkantılıdır.” -A. Erhat. 2. mec. Düzensiz, karmakarışık: “Oldukça çalkantılı günler geçirdi, isteklerinin çoğunu gerçekleştirecek zaman bulamadı.” -T. Uyar.
Güncel Türkçe SözlükKarışık akım.
BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri SözlüğüYerinde duramayan aşırı bir etkinlik, umutsuzluk, kaygı ve kendini suçlandırma kuruntularından oluşmuş bir ruh hastalığı.
BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974sf. Çalkantısı olmayan: Çalkantısız deniz.
Güncel Türkçe SözlükBir anda, hemen.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüKapıp kaçmak, elinden almak.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüBir ara görmek, dikkat etmeden bakmak.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğüa. hlk. Tahıl tanesini yabancı nesnelerden seçmeye veya tohumlukta kullanılacak tahılı ayırmaya yarayan döner kalburlu araç, çalkağı, çalkak.
Güncel Türkçe SözlükSu kenarındaki kaynak.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğüa. Çalkatmak işi.
Güncel Türkçe Sözlük(-i, -e) Çalkama işini yaptırmak.
Güncel Türkçe SözlükSayım, hayvan sayımı.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü1. Sayım, hayvan sayımı. 2. Dolaşıp aramak.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü1. Etrafı karıştıran adam. 2. Hayvan sayımı yapan adam.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüBuğday selektörü (Yağmurlu Büyükoba)
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüDolaşıp aramak.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüAceleci, sabırsız.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüPamuk kozalarını ayıklayan makina.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüÇalılık ve kayalık yer.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüGeniş ağızlı ve büyük çömlek.
Türkiye Türkçesi Ağızları SözlüğüSinema Çalkama işini sağlayan araç.
BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981a. Çalkama işi.
Güncel Türkçe Sözlük