Araçlar sayfası yayında! Yardımcılar, şifreleyiciler, çeviriciler ve web siteniz için ücretsiz araçlar!

Bulmaca Yardımcısı'nı denediniz mi?Bulmaca Yardımcısı'nı denediniz mi?

Türkçe Heceleyici'yi denediniz mi?

Türkçe Karakter Temizleyici'yi denediniz mi?

Bizi Twitter'dan takip edin

önek

önek

Duvarın yıkılmaması için koyulan destek direği.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 

"önek" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

önek yazılış biçimi

önek yazılış biçimi   İng. prefix notation 

Bir yöneten deyimin, ilişkin olduğu yönetilen deyimlerin önüne konulmasını öngören yazılış biçimi. ||Önek yazılış biçimi ayraçsız bir yazılış biçimidir. Krş.. araek yazılış biçimi, artek yazılış biçimi, ayraçsız yazılış biçimi. Örn. (…) pqr önermesinde, üçlü bir yöneten deyim olan (…) ön ek yazılış biçimine göre kullanılmıştır.

 BSTS / Mantık Terimleri Sözlüğü 1976

önekçi

önekçi

Sürek avında avın çıkacağı yeri gözleyen avcı.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

önekli normal biçim

önekli normal biçim   İng. prenex normal form 

(...)

 BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü 2000

önekli yasal biçim

önekli yasal biçim   İng. prenex normal form 

n sayıda (...) art arda gelen niceleyici (ön ek) ile bunların etki alanı olan niceleyecisiz birtamdeyimden (üreteç) oluşan tamdeyim. || (Temel mantıklı dillerde her önerme bir ön ekli yasal biçim ile eşdeğerdir.) Örn. (…) biçimindeki tamdeyim iki niceleyicili, (…) sıfır niceleyicili ön ekli yasal biçimdir.

 BSTS / Mantık Terimleri Sözlüğü 1976

önekli yasal biçim üreteci

önekli yasal biçim üreteci   İng. matrix of a prenex normal form 

Önekli yasal biçimde niceleyicilerin etki alanı olan niceleyicisiz tam deyim.

 BSTS / Mantık Terimleri Sözlüğü 1976

önel

önel

a. huk. Mehil.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"önel" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

önel çevre

önel çevre   Fr. périprostatique 

 BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu

önel düzgünlük

önel düzgünlük   İng. initial uniformity 

(…)

 BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü 1983

önel ilinge

önel ilinge   İng. initial topology 

(…) işlevlerini sürekli kılan en kaba ilinge. Anlamdaş. izdüşümsel ilinge.

 BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü 1983

önelcik

önelcik   İng. proton 

1-Çekinlerin kıvıl yükünü veren her biri (+1) yüklü temel tanecik. 2-Hidrojen yükünü: H+.

 BSTS / Fiziksel Kimya Terimleri Sözlüğü 1978

"önelcik" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

öneleç

öneleç

İş önlüğü.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

önelIi borç

önelIi borç   İng. timed debt 

Ödenmesi belirli bir süre sonuna bırakılmış olan borç.

 BSTS / Tecim, Maliye, Sayışmanlık ve Güvence Terimleri Sözlüğü 1972

önelIi satış

önelIi satış   İng. time bargain 

Sözleşmenin yapımı sırasında satıcısı elinde bulunmayan bir malın, belirli bir süre içinde alıcısına verilmesini bağıtlayan satış.

 BSTS / Tecim, Maliye, Sayışmanlık ve Güvence Terimleri Sözlüğü 1972

öneli buyurum kipi

öneli buyurum kipi   Fr. impératif futur 

Bazı dillerde, ileride yapılacak bir iş için kullanılan buyurum kipi.

 BSTS / Dilbilim Terimleri Sözlüğü 1949

önelme

önelme   Fr. anticipation 

Bir sesin kendinden önce bulunan başka bir ses üzerinde yaptığı gerilek etki: Iztırap kelimesinin ıstırap olması gibi.

 BSTS / Dilbilim Terimleri Sözlüğü 1949

önelsiz buyurum kipi

önelsiz buyurum kipi   Fr. impératif présent 

Önelli buyurum kipi kullanan dillerde söylendiği anda yapılacak bir iş için kullanılan buyurum kipi.

 BSTS / Dilbilim Terimleri Sözlüğü 1949

önem

önem

a. Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"önem" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

önem kodu

önem kodu   İng. severity code 

 BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu

önem vermek

önem vermek

değer vermek, önemli saymak: “Mustafa Kemal'in hareketine gittikçe daha çok önem vermektedir.” -F. R. Atay.

 Güncel Türkçe Sözlük

önemek

önemek

Gözetlemek.

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

önemlemek

önemlemek

Değer vermek, önemli saymak

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

önemli

önemli

sf. 1. Önemi olan, mühim, ehemmiyetli: “Benim için ne kadar önemli olduğunu tahmin edebilirsiniz.” -T. Buğra. 2. Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemli olan, stratejik.

 Güncel Türkçe Sözlük 

"önemli" kelimesinin açıklamasının tamamını görmek için tıklayın.

önemli deney

önemli deney   İng. crucial experiment 

 BSTS / Ekonometri Terimleri Karşılıklar Sözlüğü

önemli hizmetler

önemli hizmetler

bk. kritik hizmetler

 BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu

önemli neden

önemli neden   İng. valid reason, serious reason 

Yabancı bir sanığın, yargıcın çağrısına uyacağında ya da cezanın yerine getirilmesi için geleceğinde ve kaçmasında kuşku uyandıracak nedenlerden her biri.

 BSTS / Ceza Yargılama Yöntemi Yasası Terimleri  1972

önemli sonuç

önemli sonuç   İng. consequence, result 

Önsoruşturma ya da ilk soruşturma sonunda, elde edilen ve savcının asliye ya da ağır ceza yargılıklarında açacağı davaya dayanak olan kesin sonuç.

 BSTS / Ceza Yargılama Yöntemi Yasası Terimleri  1972

önemlice

önemlice

sf. 1. Önemli sayılabilecek kadar: “Eğer önemlice bir iş olmuş ise plan kurar, tertip yaparlar.” -M. Ş. Esendal. 2. Ciddi: “İzmir'in B. ilçesine, önemlice bir soruşturma yapmak üzere görevlendirilmiştim.” -E. Bener.

 Güncel Türkçe Sözlük

önemlilik düzeyi

önemlilik düzeyi   İng. significance level 

H0 varsayımının doğru olduğu hâlde yanlışlıkla reddedilme olasılığı, tip I hata, alfa hata, p değeri.

 BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü

önemlilik fonksiyonu

önemlilik fonksiyonu   İng. importance function 

 BSTS / Ekonometri Terimleri Karşılıklar Sözlüğü